Son Eklenenler

6 Kasım 2018 Salı

Elementx Web Blog

Google Amcaya göre Ekim ayında gezdiğim yerler

Google Haritalar'daki zaman çizelgemiz, daha önce gittiğiniz yerleri sergilemenize yardımcı oluyor. Google zaman çizelgemizde geçen aya göz attığımızda son seyahatlerimiz şu şekilde;

Sizde kendi zaman tünelinizi görmek için buraya tıklayarak bakabilirsiniz.

Google amcamıza göre bu ay 33 konumu ziyaret etmişim ve bunun 22 tanesi ilk defa ziyaret ettiğim konummuş.

Google konum geçmişimizle elde ettiği verilere göre bize hatırlattığı ilginç istatistikleri şu şekilde :)



 Bu ay 33 yer ziyaret ettiniz (22 yeni)

Bu ay 70 km yürüdünüz ve bu ay bir araç içinde 43 saat geçirdiniz


Ay'a ulaşmaya 377.538 km daha kaldı :) 


Esenlikle kalın dostlar – 06.11.2018 Teknoloji Günlüğü
Advertisement

9 Nisan 2018 Pazartesi

Elementx Web Blog

Küçük Cezayir menekşesi - Vinca minor Özellikleri ve Hikayesi

Küçük Cezayir menekşesi - Vinca minor
Hafta sonu Dereköy (Bozkır Konya) gezimizde yamaçlarda yer alan güzel bir çiçeği tanıyacağız;

Çiçeğimizin adı Küçük Cezayir Menekşesi - Vinca minor, Apocynaceae familyasından bir Cezayir menekşesi türü.

Küçük Cezayir menekşesi sürünen formda 80 cm uzunluğunda ince köksaplara sahip çok yıllık otsu bir bitkidir. Saplı kayışımsı yapraklar mızraksı-eliptik biçimindedir. Tekli halde bulunan çiçeklerde korolla mavi, mavimsi-mor, leyrak rengi, beyaz veya pembe renkli olabilir. Çiçeklenme dönemi Mart-Haziran ayları arasıdır. Folikül meyve tipi görülür.

Küçük Cezayir menekşesi bölgemizde çok popüler olmasa da, bahçelerde çoğunlukla yer örtücü bitki vazifesini görmesi için değerlendirilir. Bu bitki Orta Çağ'da tıbbi amaçla kullanılmış ve Zehir etkisi olan bir bitki türüdür.




Küçük Cezayir menekşesi - Vinca minor Küçük Cezayir menekşesi - Vinca minor
Video ve görsellerde gördüğünüz üzere bölgemiz Dereköy, Bozkır, Konya'da bu bitki ağaçlık ve gölge alanlarda doğal olarak bulunuyor. Sarmaşık özelliği itibariyle özellikle bahçelerimizin zemin süslemesinde kullanılabilecek bir çiçektir.

Cezayir Menekşesi Faydaları

Şifalı bir bitki olarak bilinen Cezayir Menekşesi yalnızca güzelliği ile değil faydaları ile de büyüler. Cezayir Menekşesinin faydalarını şu şekilde sayabiliriz;

  • Cezayir Menekşesinin iştah açıcı özelliği vardır.
  • Diş ağrısına iyi gelir.
  • Dolaşım sistemi sorunlarına faydalıdır. İdrar söktürür. Bağırsak iltihabına iyi gelir.
  • Mikrop öldürücü özelliği vardır
  • Tansiyonu ve kan şekerini düşürür. 
  • Hafıza problemlerine iyi gelerek unutkanlığa fayda sağlar.
  • Sakinleştirici etkisi vardır. Sinirleri yatıştırır ve davranış bozukluklarını giderir.
Tüm bu rahatsızlıklar üzerinde tedavi etkisi olduğu kanıtlanmamıştır. Yanlış kullanımı zehirleyebilir. Bu sebeple doktorunuza danışmadan kullanmamanız önerilir.

Küçük Cezayir menekşesi - Vinca minor Küçük Cezayir menekşesi - Vinca minor

Küçük Cezayir menekşesi Hikayesi

Bu çiçeğimiz le ilgili yaptığımız araştırmamızda birde hikayesinin anlatıla geldiğini gördük, gelelim hikayemize;

"Kara Davut, o zamana kadar onlarca insanı idam etmiş bir cellattı. Bu defa, ilk defa bir kadın mahkumu asacaktı. Genç kadın, yeni doğan çocuğunu öldürdüğü için idama mahkum edilmişti. Kadın mahkemede, çocuğun tecavüz sonucu olduğu için öldürdüğünü söylemişti.

Henüz sabah olmamıştı, koca şehir uykudaydı, iki gardiyan mahkumu darağacının kurulduğu avluya getirmişlerdi. Kadının gözleri çok etkileyiciydi. Kara Davut'a bu gözler yabancı gelmemişti, sanki bir yerde bu gözleri daha önce görmüştü.
Genç kadın; Ben suçsuzum, beni asmayın, diye ağlıyordu.

Kara Davut sehpaya doğru yaklaşırken genç kadının son sözleri; 'Beni asma baba, ben suçsuzum.' olmuştu. Hareketsiz kalan genç kadının deniz mavisi gözleri şimdi çok daha korkunç bakıyordu. Beni suçsuz yere astınız, bunun hesabını vereceksiniz der gibiydi.
Hiç evlenmemiş olan Kara Davut'a ilk defa biri, üstelikte idam ettiği bir kadın 'baba' demişti.

Kara Davut, bu anı bir türlü unutamıyordu, artık genç kadının korkunç bakışları gözünün önünden hiç gitmiyordu. Durmadan bu gözleri daha önce nerede gördüğünü düşünüyordu.

Birden oturduğu yerden kalkmıştı, adeta koşarak yürümeye başlamıştı. bunu nerede gördüğünü hatırlamıştı.
Hiç arkadaşı olmayan bu adam, zaman zaman bir parka gider ve etrafını mavi çiçekli bir sarmaşığın kapladığı kırık bir kanepede otururdu. Etrafı seyreder, bazen de kağıda sardırdığı simidini etrafını saran kedilere verirdi. İşte idam ettiği genç kadının gözleri bu sarmaşığın çiçeklerinin aynıydı.

Kara Davut, her zaman oturduğu parktaki yere gelmişti. kanepe yoktu, belki de kırık ayağını tamire götürmüşlerdi. Mavi çiçekli sarmaşık kanepenin olduğu yeri de kaplamıştı. Demek gelmeyeli çok olmuştu. Her zamanki gibi çiçekleri çok etkileyiciydi, tıpki astığı genç kadının gözleri gibiydi. Daha sonra da bu çiçeklerden bir tanesini kökledi ve idam ederken baba diyen genç kadının mezarına götürerk dikti. Bu bir cezayir menekşesiydi. Şimdi artık, ölmüş de olsa onun da ziyaret edeceği bir kızı vadı. Kara Davut, o günden sonra bir daha cellatlık yapmadı."


Kaynakça: 

10 Aralık 2017 Pazar

Yakup Çetin

Çinli bir misafirin kendi elinden Geleneksel Çin Yemek Tarifi

Bu Makalemizde geçtiğimiz haftalarda Konya'da misafirimiz olan Çinli Nico Jio'yla alakalı bir makale ele alacağım. Tabi diyeceksiniz Nico ne alaka? Nico misafirimizin İngilizce olarak kullandığı ismi. Misafirimiz ülkemizde de seyahat ederken Şirin ismini kullanıyor.

Misafirimizle tanışmamızı kısaca özetlemek gerekirse, misafirimiz İstanbul'da kardeşimle bir tarihi mekanda tanışması ile başlıyor. Kardeşime soru soruyor ve o da bildiği kadarıyla İngilizce olarak yardımcı oluyor. Orada kısa bir konuşma sonrası Facebook üzerinden bir iletişime geçiyorlar ve daha sonrasında da muhabbetleri ilerliyor. 

Misafirimizin Konya'ya geleceğini belirtmesi üzerine, kız kardeşim Nico'nun Konya'da misafirimiz olmasını istiyor. Misafirimiz Konya'ya geldiğinde iki üç günlüğüne ev sahipliği yapıyoruz ve Konya'da gezilebilecek yerleri beraber geziyoruz. Bu tanışma vesilesiyle yabancı misafir ile seyahat edince bizim dikkat etmediğimiz ama yabancı bir gözle Konyamızın dikkat çekici ve bizim önemseyip misafirin önemsemediği noktaları görmüş olduk.

Ziyaret ve geziler sonrası misafirimiz Çin'e özel geleneksel yemek hazırlayıp ikram etmek istedi. Bugünkü makalemizin konusu da zaten bu. Misafirimiz Konya'nın Salıpazarı'nda yemeği yapabilmek için alması gereken malzemeleri Annemle beraber alıp Akşamleyin yemek yapmak için işe koyuldu. Tabii ben de farklı bir konu bulmuşken bunu değerlendirmek isteyip hemen kamera ile çekime başladım videodan da izleyeceğiniz gibi güzel bir yemek tarifi videosu hazırlayıp YouTube kanalımıza yükledim.


Videoyu izlerseniz Siz de anlayacaksınız ki Çinliler genellikle sebze türü ürünleri çok seviyor. Misafirimizin dediğine göre, Çin'de en çok bize yaptığı bu yemeği yiyorlarmış. Tabi ki yapmadan önce belirttiği ilk şey onlarda daha fazla baharat çeşidi olduğu ve lezzette bu baharatların daha fazla etkili olduğuydu. Misafirimiz Nico'nun yapmış olduğu yemek 3 parçadan oluşuyordu ve gördüğüm kadarıyla işin sırrı malzemelerin ne çok pişip, nede çiğ olmasında gizli.


Nico'nun yaptıgı yemeği genel olarak değerlendirmek gerekirse; yapılan yemekleri beğendim. Yemek yapılırken fazla tuz kullanmadı ama yemeklerde tuz eksikliğini yerken hissetmedik.  Yemeği yaparken ve yaptıktan sonrada belirttiği gibi yemeklerinde tuz kullanmıyorlarmış. Yaptığı yemeklerde tuz olmamasını geçelim pirinç pilavında da hiç tuz yoktu. Tuzsuz pirinç pilavı mı olur? demeyin gerçekten güzel oluyor ve gerçekten güzeldi.
Misafirimiz yemek yaptıktan sonra bir gün sonra tekrar kendi başına Konya'yı gezdikten sonra, yolcu ettik İstanbul'a. Şu an takip ettiğimiz kadarıyla İstanbul'dan sonra Kudüs tarafında Filistin'de geziyor. 

Bizim için yabancı bir misafire evsahipliği yapmamz farklı bir deneyim oldu. Misafirimiz içinse yabancı ülkede Türk misafir misafirperverliğine örnek olabildik diye düşünüyorum. İnşallah genel anlamda misafirimizin bizim ev sahipliğimiz hakkında ve genel anlamda Ülkemiz adına olumlu izlenimleri olmuştur. 


Videoyu izleyip sizde ilginizi çekip yemeği yaparsanız, makalemizin altına yorumlarınızı beklerim.

Yakup Çetin - 10.12.2017




28 Mart 2017 Salı

Yakup Çetin

Bozkır Coğrafyasında Çiğdem Kokulu Yolculuk.

İlçemiz Bozkır'da bu hafta sonu doğanın baharla uyanışına şahit olduk.

İlçemiz Bozkır'a bahar bir başka yakışıyor, bir tarafta eriyen kar suları, bir tarafta suya doymuş bereketli toprağın bağrında yapraklarını açmış sarı çiğdemler. İnsanın kıs boyunca biriktirdiği tüm stresini üzerinden arındırıyor.

İlçemizdeki bu güzel bahar havasını fırsat bularak Ramazan Ev kardeşimle beraber Bozkır Dereköy'den çıktık yola ilk önce Bozkır Harmanpınar mahallemize bağlı olan Kelyayla mevkide ki kar sularıyla oluşan ve yaz aylarında kaybolan Titreyen gölümüze gittik.
Harmanpınar Kelyayla'da bahar aylarında kar suları ile oluşan gölcüğümüz dağın eteğindeki görsel güzelliği ve sudaki yansımalarla gerçekten görülesi bir yerdir. Bu günlerde havaların ısınması ile kendilerini doğaya atan Bozkırlıların bence gölcük kurumadan piknik yapmak için değerlendirmesi gereken bir yerdir.

Harmanpınar Kelyayla İçerikleri ; {Tüm Fotoğraflar} {Video İzle} {360 Sanal Tur İzle} 

Gölcüğümüzün çevresinde güzel bir tur attıktan sonra buradan çıkarak Antalya yolundan Ahırlı ilçemize bağlı Bartlı yaylamıza geçtik.
Ahırlı ilçemize bağlı Bartlı yaylası her bahar çiğdemlerin ilk çiçek açtığı uzunca bir alan olduğu için burayı tercih ederim. Burası sarı çiğdemlerin bola derin açmasıyla sanki yeşil çayırlığın üzerine sarı bir halı serilmiş gibi güzel olur.
Bu yaylayı sevmemin bir sebebi'de yayla olarak düzlük mera alanında bulunmasına rağmen evlerin çayırlık alanlara indirilmesidir. Yaylacılığın da gereği bu olsa gerek ama maalesef şimdilerde yaylalarda otlakları pek düşünen yok, herkes meradan yer kapma derdine düşmüş.

Ahırlı Bartlı Yaylası İçerikleri ; {Tüm Fotoğraflar} {Video İzle} {360 Sanal Tur İzle} 

Bartlı Yaylasındaki gezimiz sırasında da fotoğraf tutkunu Durmuş Duran abimizi görüp o bizi bizde onu fotoğrafladıktan sonra buradan da ayrılıp yolumuza devam ediyoruz.

Güzergahımızı Bartlı yaylasından Sorkun mahallemiz üzerinden Dereköy Sarıot Yaylasına çeviriyoruz, buraya varmak için için tabi ki Çağlayan Çat yaylamızı da geçiyoruz burada durma şansı olmadığı için kısada olsa karlı yolların videosunu çekip kanalımıza yüklüyoruz. {Video İzle} 
Çağlayan Çat yaylamızı geçtikten sonra Dereköy mahallemizin türkülere konu olmuş Sarıot yaylamıza ulaşıyoruz. Tabi ulaşıyoruz dediğime bakmayın siz burada yolun bizi götürdüğü noktaya kadar gidebiliyoruz anca.
Maşallah bu sene güzel geçen kış sonrası merkezlerde yağan karlar erimiş olsa da Sarıot yaylamızda daha karlar erimemiş, bir insan boyunda karların arasından açılan yolun son noktasına kadar ilerliyoruz.
Buradan geriye yürüyerek biraz devam ederek, Dereköy mahallemiz kasaba iken bu bölgeye bir orman kazandıran Mustafa Şahin başkanımızın gelecek için güzel bir umut olarak yeşeren ormanlığında genç fidanların arasından ilerliyoruz.
Torosların zirvesindeki güzel havayı teneffüs ederken ciğerlerimiz adeta bayram ediyor. Tamamen karla kaplı Toroslarlar güzel bahar gününde adeta bir yıldız gibi parlarken eriyen kar suları Sarıot yaylamızın göletine doğru dereler oluşturuyor. Yoğun bir şekilde erime olmayınca oluşan dereler Sarıot yaylamızın gölündeki düdenlerinden kaybolarak gölü oluşturmadan Aygırdi mevkiden Çarşamba çayımıza doğru yol alıyor.

Sarıot Yaylası İçerikleri ; {Tüm Fotoğraflar} {Video İzle}

Aygırdibi demişken buradaki yolculuğumuzu Dereköy Sarıot yaylamızın obasına gitmeden sonlandırıyoruz, malüm gezilecek bir Bozkırın bağrından çıkan ve bu toprakları sulayan bir Aygırdibimiz var.
Bozkır bereket pınarı olarak tabir ettiğimiz Bozkır Çarşamba çayımızın kaynağı Aygırdibi bahar aylarında görülmeye değerdir. Çünkü yaz kış akan kaynağının yanı sıra bahar aylarında Dereköy Sarıot yaylamız Sarıot göletinden düdenlenle Aygırdibine akan bereketli Torosların suları, Aygırdibi mevkimizde ikinci gözü'de patlatır.
Aygırbinde ikinci gözünde patlamasıyla beraber dağın eteklerinden bir şelale gibi akan Torosların billur gibi suyu görülmeye değmez mi?
Değer elbet.

Bu aylarda buraya geldiniz geldiniz yaylalardaki bereketli sular ve karlar elini eteğini çektikten sonra bu güzellikte elini eteğini çeker ve sadece alışık olduğumuz Bozkır Aygırdibi görünümüne bırakır kendini.
Tabi şunu da belirtmeden geçmemek lazım, bu güzelliklerin biraz daha güzelleşmesi için birazcık zamanda tanımak lazım. Zaman biraz daha ilerleyince ağaçlar yapraklarını açınca yeşilin ve billur gibi suların güzelliği ve şırıltısı bu görünümü bir kat daha güzelleştirecektir.

Aygırdibi İçerikleri ; {Tüm Fotoğraflar} {Video İzle}

Bu kadar güzelliği paylaşmış iken bu güzelliklerin içinde yaşadığımız kötü bir hadiseyi de paylaşmadan geçemeyeceğim.
Şöyle ki bir zatı muhterem bu alanda bir güzel içkisini içmiş.

İçebilir mi?

Tasvip etmesem de hakkıdır elbet içebilir.

Ancak bu zatı muhterem içtikten sonra o içtiği meredin şişesini kırıp bu güzel alana atınca rikli bir durum meydana getirmiş.

Bizde kör talip işte bu güzel atmosferde ordan oraya koşup dururken bu içki şişesi kırıklarının üzerine hopluyoruz ve şişenin agız kısmının kırıp tarafı spor ayakkabımın altından ayağımın içine kadar giriyor.

Allah'a şükür ayakkabımın tabanının altı kalındı ve küçük bir kanama ve kesikle atlatıyorum. Rabbimizin bize lütfettiği bu güzellikleri lütfen insanların kullanımına temiz ve sağlıklı bir şekilde bırakalım.

Unutmamalıyız ki, bu güzellikler bizlere atalarımızdan nasıl miras kaldı ise gelecek nesillerimize de o şekilde miras bırakılacaktır. Bu güzel doğa hırsımızın ve bilinçsizliğimizin kurbanı  edilmeyecek kadar eşsizdir, diyerek gezi notumuzu burada sonlandırıyorum.

Sağlıcakla kalın ve bu baharda evlerimiz de ve iş yerlerimizde kapalı kalmadan kendimizi doğa'da yeni bir var oluşta can bulduralım.

Yakup Çetin - 28.03.2017 17:28

22 Şubat 2017 Çarşamba

Elementx Web Blog

Konya Kayalıpark


Bu makalemizde Konya'nın merkezinde yer alan Kayalıpark hakkında bilgiler vereceğiz, Konya'mızın merkezinde yer alan Kayalıpark'ı bilmeyen Konya'lı yoktur veya Konya'ya gelmiş Konya'yı gezen misafirler mutlaka Konya'da özellikle Hz. Mevlana Türbesine uğramak için buraya gelmiş bilmeden oturup bir nebze olsun soluklanmıştır.

Kayalıpark ve çevresi merkezi bir konumda bulunmasından dolayı uzunca bir süre Konya'nın Belediye araçlarının son durağı olarak hizmet vermiştir. Günümüzde Araçların merkezinin Teksas Durağına ve Kültür Parka kaydırılması sonrası burasında yoğunluk azalmıştır. Şimdilerde Alaaddin Adliye tramvay güzergahının açılmasıyla beraber bu güzergah bir daha kıymet kazanmıştır.

Konya Kayalı Parkın bu kadar çok sevilmesi ve uğrak bir yer olması park alanın bulunduğu yerde yer alan çok sayıda ki tarihi bina ve tabi ki de yukarıda belirttiğimiz gibi Mevlana Dergahı yolu üzerinde olmasıdır. 

Mekan günümüzde orjinal halinden biraz değiştirilmiş olarak hizmet vermektedir. Konya Büyükşehir Belediyesi bir düzenleme yaparak bu alanı kaldırdı ancak halkın yoğun isteği sonrasında buraya tekrardan önceki haline uygun olarak biraz farklı da olsa tekrardan kayalardan oluşan görünümü ile havuzu yaptı.


Konya Büyükşehir Belediyesinin Kayalıpark ve çevresinde yapmış olduğu çalışmaya biraz değinmek gerekirse Belediye "Hükümet Meydanı ve Kayalıpark Uygulama Projeleri"ni 1997 – 1999 yılları arasında hazırlanmış ve 2001 yılı ortalarında uygulanmaya geçirmiştir. Bu düzenleme çalışması Koruma Amaçlı İmar Planı ile belirlenen Özel Proje Alanları’ ndan (ÖPA-Kentsel Tasarım Alanı) 4,5 ve 7 No. lu alanların tümünün bütüncül olarak ele alınmasından oluşturulmuştur.



Şimdi sizlere Konya'mızın bu güzel mekanı hakkında bilgiler verdikten sonra Konya Kayalıparkın kış görünümlerini ve kısa video çalışmamızı paylaşıyoruz. İyi seyirler dileriz. 



Tüm kış görünümleri için tıklayınız!

Kayalıpark Kış Video Görünümü;


Bilgi Kaynakçası: 
  1. 1.Çevre Düzenleme Bilgisi, http://mehmet-urbanplanning.blogspot.com.tr/2012/03/tarihsel-cevre-koruma-politikalari_03.html
  2. 2. Kayalı Park Bilgileri, http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=16155 

25 Mart 2016 Cuma

Elementx Web Blog

Bozkır Komek Fotoğraf Atölyesi ile Konya Fuar'da Çekimler

Bozkır Komek Fotoğraf Atölyesi ve Konya Komek Fotoğraf atölyelerinin ortaklaşa düzenlediği Konya Fuar'da akşam Çekimlerine katıldık.

Bozkır'dan Mehmet Çatdere, İsmail Vural ve Durmuş Duran abimizle beraber çıktık yola ve Konya ekibi ile Kültür Parkta buluştuk ve ilkin Hacıveyizzade Cami ve Su çekimlerini gerçekleştirdik.

Burada ki çekimlerden sonra Fuarın sahne etkinlik alanında ateş çekimleri yapıldı.

Etkinliğin tüm fotoğrafları için tıklayınız!!!

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Elementx Web Blog

Ertuğrul Gazi Mescidi - Kuyulu Mescid Sögüt Bilecik

03 Mayıs 2015 günü İstanbul Bozkır Karacahisarlılar Derneğimizin düzenlemiş olduğu Bilecek gezisine katılma fırsatım oldu.  İstanbul Bozkır Karacahisarlılar Derneğimizin bu gezisini İstanbul Zeytinburnu Belediyesi organize ediyor,. “Kuruluştan, Kurtuluşa” adını taşıyan bu gezilerle Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu Bilecik, Söğüt ve Osmaneli’ye rehber eşliğinde Zeytinburunlu vatandaşların bu yerleri gezip görmesi amaçlanmakta. Bu güzel tarih şuuru gezisine bizlerde misafir olarak katılabildik. 

Kendi çekimlerim olan fotoğraf ve videolarımla internetten araştırma yaparak elde ettiğim Ertuğrul Gazi Mescidi - Kuyulu Mescid Sögüt Bilecik hakkındaki bilgileri sizlerle paylaşıyorum.

Söğüt Çayı kenarında bulunan mescit, Ertuğrul Gazi'nin aşiretiyle geldiğinde ilk çadır kurduğu yer olarak rivayet edilir. İçinde kuyu bulunan ve "Kuyulu Mescit" olarak da adlandırılan yapı, 1276 tarihinden önce Ertuğrul Gazi tarafından yaptırılmış, II. Abdülhamit tarafından 1902 yılında aynı temeller üzerine inşa edilmiş ve daha sonraları onarım görmüştür.

Bilecik’te, Osmanlı Devleti’nin ilk mescidi olan Kuyulu Mescit’in kaybolan kuyusu tekrar gün yüzüne çıkarıldı. Söğüt ilçesinde, Osmanlı Devleti’ni kuran Kayı aşiretinin Söğüt’e geldiği dönemde yaptığı ilk mescit olan Kuyulu Mescit, Osmanlı devrinde birkaç defa yıkılınca kuyusu da kayboldu. Aradan asırlar geçtikten sonra kayıp kuyu ortaya çıkarıldı. Mescidin içinde olan 7 metre derinliğindeki kuyu, çevre düzenlemesi sırasında tesadüfen bulundu. Kuyu, içi temizlendikten ve ağız kısmı onarıldıktan sonra ziyarete açıldı.


Mescidin girişindeki “1281 tarihinden önce yapılmıştır” ibaresi, Kayı aşiretinin beyi ve Osman Gazi’nin babası olan Ertuğrul Gazi’nin vefat tarihidir. Kuyunun ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmediğinden, Ertuğrul Gazi döneminde yapıldığını vurgulamak için bu ibare kullanılmıştır.

Mescidin orijinal halinin sadece kubbeli kısımdandır, Mescid adını giriş kısmındaki kuyudan almaktadır. Zaman içinde bu kuyunun kaybolması ile birlikte mescide bir de giriş bölümü eklenmiştir ve kayıp kuyunun bu kısmın içinde kalmıştır. 

Mescidin tam girişine kuyu yapılmasının iki sebebi var. Birincisi, insanların su ihtiyacını karşılamak ve abdest almalarını sağlamak. İkinci ve önemli sebebi de Rum Mahallesi’ne kurulan mescide, su alma bahanesi ile gelen gayri müslimlerin İslam’a ısındırılması, ibadetin öğretilmesidir. Yani bu stratejik bir kuyudur. Bu kuyu zaman içinde bakımsızlıktan kaybolmuş. Daha sonra kuyunun bulunduğu kısmın üzerine ek bir mescide giriş bölümü yaptırılmıştır. 

Mescid günümüzden yaklaşık olarak 750 yıl önce yapılmıştır ve bu zaman zarfında birkaç defa yıkılıp yeniden inşa edildiği bilinmektedir, Mescidi, Osmanlı döneminde en son II. Abdülhamit Han yaptırmış. Cumhuriyet döneminde de en son birkaç yıl önce restore edilip günümüzdeki haline getirilmiştir.

Gezinin tüm fotoğrafları için tıklayınız!!!

Gezinin videosu:

5 Mayıs 2015 Salı

Elementx Web Blog

Dursun Fakih Türbesi Ziyaretim

03 Mayıs 2015 günü İstanbul Bozkır Karacahisarlılar Derneğimizin düzenlemiş olduğu Bilecek gezisine katılma fırsatım oldu.  İstanbul Bozkır Karacahisarlılar Derneğimizin bu gezisini İstanbul Zeytinburnu Belediyesi organize ediyor,. “Kuruluştan, Kurtuluşa” adını taşıyan bu gezilerle Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu Bilecik, Söğüt ve Osmaneli’ye rehber eşliğinde Zeytinburunlu vatandaşların bu yerleri gezip görmesi amaçlanmakta. Bu güzel tarih şuuru gezisine bizlerde misafir olarak katılabildik. 

Kendi çekimlerimlerimle internetten araştırma Dursun Fakih Türbesi hakkındaki bilgileri sizlerle paylaşıyorum. 

Dursun Fakih, Osmanlı Beyliği'nin kurucusu Osman Bey'in divanında yer alan ve o devirde tefsir, hadis ve fıkıh gibi konularda ilim sahibi bir bilgin idi. Fakih adı fıkıh ilmiyle ilgilenenlere verilen addır. Bir gün, bir toplantıda Osman Bey'e Allah'ın kendisine Müslümanlar'ı bir araya toplayıp idare edecek basiret ve kudreti verdiğini söyleyerek adına hutbe okuma teklifi yapmış ve Karacahisar'ın fethinden sonra Cuma namazında Osman Bey adına ilk hutbeyi okumuş olduğu rivayet edilmektedir. Bu olay, Aşıkpaşaoğlu tarihinde şu şekilde yer almıştır:

Karacahisar alınınca, Cuma namazı kılalım ve bir kadı isteyelim dediler. Dursun Fakih derler bir aziz kişi vardı. O halka imamlık ederdi. Hallerini ona söylediler. O da gelip Osman Gazi'nin kayın atası Edebali'ye söyledi. Daha söz bitmeden Osman Gazi geldi. Sorup isteklerini bildi. Size ne lazımsa onu yapın dedi. Dursun Fakih, Hanım! Sultan'dan izin gerektir dedi. Osman Gazi dedi ki: Bu şehri ben kendi kılıcımla aldım, bunda sultanın ne dahli var ki ondan izin alayım? Ona sultanlık veren Allah bana da gaza ile hanlık verdi. Eğer minneti şu sancak ise, ben kendim dahi sancak kaldırıp kafirlerle uğraştım. Eğer o, ben Selçuk Hanedanındanım derse, ben de Gökalp oğluyum derim. Eğer bu ülkeye ben onlardan önce geldim derse, Süleyman Şah dedem de ondan önce geldi. Halk razı oldu. Kadılığı ve hatipliği Dursun Fakih'e verdiler. Cuma Hutbesi ilk önce Karacahisar'da okundu. Bayram namazını orada kıldılar. Bunun tarihi hicretin 699'unda vaki oldu.

Oruç Bey tarihinde ise bu konudan şöyle söz edilmektedir: Osman Gazi önce gelip Bilecik'i ve İnegöl'ü feth etti. Osman Gazi'nin ilk Cuma namazını Karahisar'ı aldıkta Dursun Fakih derlerdi bir kişi vardı, o kıldı. İlk önce Osman adına hutbey o okudu. Bayram namazını da kıldı. Hicri 689 yılında (1288-1289) seyyah Evliya Çelebi de Seyahatnamesi'nde Osman Gazi'nin sikke (altın veya gümüş para) ve hutbe sahibi padişah olduğunu, ilk hutbenin Dursun Fakih adındaki tanınmış imam tarafından okunduğunu söylemiştir.

Osman Bey zamanında çeşitli savaşlara da katılmış, gazilere vaaz ve nasihatlarda bulunmuş olan Dursun Fakih, Şeyh Edebali'nin talebesi, damadı ve Osman Gazi'nin bacanağıdır. Birçok kaynakta adı, Osmanlı Devleti'nin kurulmasında hizmetleri geçen, Ahi Şemsettin, onun oğlu Ahi Hasan Edebaliğoğlu Şeyh Mahmud ve Cendereli Kara Halil Paşa gibi kişilerle beraber anılan Dursun Fakih'in de bir Ahi büyüğü olduğu tahmin edilebilir.

Edebali'nin vefatından sonra onun dergâhında ders okutan ve Orhan Bey'e müşavirlik yapan Dursun Fakih'in şiirleri de vardır. Ölüm tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 14. yüzyılın ilk yarısında vefat ettiği sanılmaktadır. Türbesi Söğüt'ün Küre beldesinin bir kilometre yakınında Konik Tepe'de bulunmaktadır.

Dursun Fakih'in gazavât-nâme tarzında yazdığı üç manzum eserin nüshaları günümüze kadar ulaşmıştır. Bunlar; "Gazâvat-ı Resûlullâh" ya da "Kıssa'-i Mukaffâ", "Cumhûr-nâme" ve "Muhammed Hanefî Cengi"dir.

Eski Anadolu Türkçesiyle, son derece sade bir dille yazılmış olan bu üç gazavat-nâme, edebî birer metin olarak dil araştırmaları bakımından önemli birer kaynak olduğu gibi; tarihle ilgili bazı tartışmalı meseleleri tespit açısından da mühim birer vesika niteliğindedir.

Kaynakça: wikipedia.org

Gezinin tüm fotoğraflarına bakmak için tıklayınız!!!

Video :