Gezi Günlüğü - Yakup Çetin







Slider[Style1]

Bozkır Coğrafyasında Çiğdem Kokulu Yolculuk.

İlçemiz Bozkır'da bu hafta sonu doğanın baharla uyanışına şahit olduk.

İlçemiz Bozkır'a bahar bir başka yakışıyor, bir tarafta eriyen kar suları, bir tarafta suya doymuş bereketli toprağın bağrında yapraklarını açmış sarı çiğdemler. İnsanın kıs boyunca biriktirdiği tüm stresini üzerinden arındırıyor.

İlçemizdeki bu güzel bahar havasını fırsat bularak Ramazan Ev kardeşimle beraber Bozkır Dereköy'den çıktık yola ilk önce Bozkır Harmanpınar mahallemize bağlı olan Kelyayla mevkide ki kar sularıyla oluşan ve yaz aylarında kaybolan Titreyen gölümüze gittik.
Harmanpınar Kelyayla'da bahar aylarında kar suları ile oluşan gölcüğümüz dağın eteğindeki görsel güzelliği ve sudaki yansımalarla gerçekten görülesi bir yerdir. Bu günlerde havaların ısınması ile kendilerini doğaya atan Bozkırlıların bence gölcük kurumadan piknik yapmak için değerlendirmesi gereken bir yerdir.

Harmanpınar Kelyayla İçerikleri ; {Tüm Fotoğraflar} {Video İzle} {360 Sanal Tur İzle} 

Gölcüğümüzün çevresinde güzel bir tur attıktan sonra buradan çıkarak Antalya yolundan Ahırlı ilçemize bağlı Bartlı yaylamıza geçtik.
Ahırlı ilçemize bağlı Bartlı yaylası her bahar çiğdemlerin ilk çiçek açtığı uzunca bir alan olduğu için burayı tercih ederim. Burası sarı çiğdemlerin bola derin açmasıyla sanki yeşil çayırlığın üzerine sarı bir halı serilmiş gibi güzel olur.
Bu yaylayı sevmemin bir sebebi'de yayla olarak düzlük mera alanında bulunmasına rağmen evlerin çayırlık alanlara indirilmesidir. Yaylacılığın da gereği bu olsa gerek ama maalesef şimdilerde yaylalarda otlakları pek düşünen yok, herkes meradan yer kapma derdine düşmüş.

Ahırlı Bartlı Yaylası İçerikleri ; {Tüm Fotoğraflar} {Video İzle} {360 Sanal Tur İzle} 

Bartlı Yaylasındaki gezimiz sırasında da fotoğraf tutkunu Durmuş Duran abimizi görüp o bizi bizde onu fotoğrafladıktan sonra buradan da ayrılıp yolumuza devam ediyoruz.

Güzergahımızı Bartlı yaylasından Sorkun mahallemiz üzerinden Dereköy Sarıot Yaylasına çeviriyoruz, buraya varmak için için tabi ki Çağlayan Çat yaylamızı da geçiyoruz burada durma şansı olmadığı için kısada olsa karlı yolların videosunu çekip kanalımıza yüklüyoruz. {Video İzle} 
Çağlayan Çat yaylamızı geçtikten sonra Dereköy mahallemizin türkülere konu olmuş Sarıot yaylamıza ulaşıyoruz. Tabi ulaşıyoruz dediğime bakmayın siz burada yolun bizi götürdüğü noktaya kadar gidebiliyoruz anca.
Maşallah bu sene güzel geçen kış sonrası merkezlerde yağan karlar erimiş olsa da Sarıot yaylamızda daha karlar erimemiş, bir insan boyunda karların arasından açılan yolun son noktasına kadar ilerliyoruz.
Buradan geriye yürüyerek biraz devam ederek, Dereköy mahallemiz kasaba iken bu bölgeye bir orman kazandıran Mustafa Şahin başkanımızın gelecek için güzel bir umut olarak yeşeren ormanlığında genç fidanların arasından ilerliyoruz.
Torosların zirvesindeki güzel havayı teneffüs ederken ciğerlerimiz adeta bayram ediyor. Tamamen karla kaplı Toroslarlar güzel bahar gününde adeta bir yıldız gibi parlarken eriyen kar suları Sarıot yaylamızın göletine doğru dereler oluşturuyor. Yoğun bir şekilde erime olmayınca oluşan dereler Sarıot yaylamızın gölündeki düdenlerinden kaybolarak gölü oluşturmadan Aygırdi mevkiden Çarşamba çayımıza doğru yol alıyor.

Sarıot Yaylası İçerikleri ; {Tüm Fotoğraflar} {Video İzle}

Aygırdibi demişken buradaki yolculuğumuzu Dereköy Sarıot yaylamızın obasına gitmeden sonlandırıyoruz, malüm gezilecek bir Bozkırın bağrından çıkan ve bu toprakları sulayan bir Aygırdibimiz var.
Bozkır bereket pınarı olarak tabir ettiğimiz Bozkır Çarşamba çayımızın kaynağı Aygırdibi bahar aylarında görülmeye değerdir. Çünkü yaz kış akan kaynağının yanı sıra bahar aylarında Dereköy Sarıot yaylamız Sarıot göletinden düdenlenle Aygırdibine akan bereketli Torosların suları, Aygırdibi mevkimizde ikinci gözü'de patlatır.
Aygırbinde ikinci gözünde patlamasıyla beraber dağın eteklerinden bir şelale gibi akan Torosların billur gibi suyu görülmeye değmez mi?
Değer elbet.

Bu aylarda buraya geldiniz geldiniz yaylalardaki bereketli sular ve karlar elini eteğini çektikten sonra bu güzellikte elini eteğini çeker ve sadece alışık olduğumuz Bozkır Aygırdibi görünümüne bırakır kendini.
Tabi şunu da belirtmeden geçmemek lazım, bu güzelliklerin biraz daha güzelleşmesi için birazcık zamanda tanımak lazım. Zaman biraz daha ilerleyince ağaçlar yapraklarını açınca yeşilin ve billur gibi suların güzelliği ve şırıltısı bu görünümü bir kat daha güzelleştirecektir.

Aygırdibi İçerikleri ; {Tüm Fotoğraflar} {Video İzle}

Bu kadar güzelliği paylaşmış iken bu güzelliklerin içinde yaşadığımız kötü bir hadiseyi de paylaşmadan geçemeyeceğim.
Şöyle ki bir zatı muhterem bu alanda bir güzel içkisini içmiş.

İçebilir mi?

Tasvip etmesem de hakkıdır elbet içebilir.

Ancak bu zatı muhterem içtikten sonra o içtiği meredin şişesini kırıp bu güzel alana atınca rikli bir durum meydana getirmiş.

Bizde kör talip işte bu güzel atmosferde ordan oraya koşup dururken bu içki şişesi kırıklarının üzerine hopluyoruz ve şişenin agız kısmının kırıp tarafı spor ayakkabımın altından ayağımın içine kadar giriyor.

Allah'a şükür ayakkabımın tabanının altı kalındı ve küçük bir kanama ve kesikle atlatıyorum. Rabbimizin bize lütfettiği bu güzellikleri lütfen insanların kullanımına temiz ve sağlıklı bir şekilde bırakalım.

Unutmamalıyız ki, bu güzellikler bizlere atalarımızdan nasıl miras kaldı ise gelecek nesillerimize de o şekilde miras bırakılacaktır. Bu güzel doğa hırsımızın ve bilinçsizliğimizin kurbanı  edilmeyecek kadar eşsizdir, diyerek gezi notumuzu burada sonlandırıyorum.

Sağlıcakla kalın ve bu baharda evlerimiz de ve iş yerlerimizde kapalı kalmadan kendimizi doğa'da yeni bir var oluşta can bulduralım.

Yakup Çetin - 28.03.2017 17:28

Konya Kayalıpark


Bu makalemizde Konya'nın merkezinde yer alan Kayalıpark hakkında bilgiler vereceğiz, Konya'mızın merkezinde yer alan Kayalıpark'ı bilmeyen Konya'lı yoktur veya Konya'ya gelmiş Konya'yı gezen misafirler mutlaka Konya'da özellikle Hz. Mevlana Türbesine uğramak için buraya gelmiş bilmeden oturup bir nebze olsun soluklanmıştır.

Kayalıpark ve çevresi merkezi bir konumda bulunmasından dolayı uzunca bir süre Konya'nın Belediye araçlarının son durağı olarak hizmet vermiştir. Günümüzde Araçların merkezinin Teksas Durağına ve Kültür Parka kaydırılması sonrası burasında yoğunluk azalmıştır. Şimdilerde Alaaddin Adliye tramvay güzergahının açılmasıyla beraber bu güzergah bir daha kıymet kazanmıştır.

Konya Kayalı Parkın bu kadar çok sevilmesi ve uğrak bir yer olması park alanın bulunduğu yerde yer alan çok sayıda ki tarihi bina ve tabi ki de yukarıda belirttiğimiz gibi Mevlana Dergahı yolu üzerinde olmasıdır. 

Mekan günümüzde orjinal halinden biraz değiştirilmiş olarak hizmet vermektedir. Konya Büyükşehir Belediyesi bir düzenleme yaparak bu alanı kaldırdı ancak halkın yoğun isteği sonrasında buraya tekrardan önceki haline uygun olarak biraz farklı da olsa tekrardan kayalardan oluşan görünümü ile havuzu yaptı.


Konya Büyükşehir Belediyesinin Kayalıpark ve çevresinde yapmış olduğu çalışmaya biraz değinmek gerekirse Belediye "Hükümet Meydanı ve Kayalıpark Uygulama Projeleri"ni 1997 – 1999 yılları arasında hazırlanmış ve 2001 yılı ortalarında uygulanmaya geçirmiştir. Bu düzenleme çalışması Koruma Amaçlı İmar Planı ile belirlenen Özel Proje Alanları’ ndan (ÖPA-Kentsel Tasarım Alanı) 4,5 ve 7 No. lu alanların tümünün bütüncül olarak ele alınmasından oluşturulmuştur.



Şimdi sizlere Konya'mızın bu güzel mekanı hakkında bilgiler verdikten sonra Konya Kayalıparkın kış görünümlerini ve kısa video çalışmamızı paylaşıyoruz. İyi seyirler dileriz. 



Tüm kış görünümleri için tıklayınız!

Kayalıpark Kış Video Görünümü;


Bilgi Kaynakçası: 
  1. 1.Çevre Düzenleme Bilgisi, http://mehmet-urbanplanning.blogspot.com.tr/2012/03/tarihsel-cevre-koruma-politikalari_03.html
  2. 2. Kayalı Park Bilgileri, http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=16155 

Bozkır Komek Fotoğraf Atölyesi ile Konya Fuar'da Çekimler

Bozkır Komek Fotoğraf Atölyesi ve Konya Komek Fotoğraf atölyelerinin ortaklaşa düzenlediği Konya Fuar'da akşam Çekimlerine katıldık.

Bozkır'dan Mehmet Çatdere, İsmail Vural ve Durmuş Duran abimizle beraber çıktık yola ve Konya ekibi ile Kültür Parkta buluştuk ve ilkin Hacıveyizzade Cami ve Su çekimlerini gerçekleştirdik.

Burada ki çekimlerden sonra Fuarın sahne etkinlik alanında ateş çekimleri yapıldı.

Etkinliğin tüm fotoğrafları için tıklayınız!!!

Ertuğrul Gazi Mescidi - Kuyulu Mescid Sögüt Bilecik

03 Mayıs 2015 günü İstanbul Bozkır Karacahisarlılar Derneğimizin düzenlemiş olduğu Bilecek gezisine katılma fırsatım oldu.  İstanbul Bozkır Karacahisarlılar Derneğimizin bu gezisini İstanbul Zeytinburnu Belediyesi organize ediyor,. “Kuruluştan, Kurtuluşa” adını taşıyan bu gezilerle Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu Bilecik, Söğüt ve Osmaneli’ye rehber eşliğinde Zeytinburunlu vatandaşların bu yerleri gezip görmesi amaçlanmakta. Bu güzel tarih şuuru gezisine bizlerde misafir olarak katılabildik. 

Kendi çekimlerim olan fotoğraf ve videolarımla internetten araştırma yaparak elde ettiğim Ertuğrul Gazi Mescidi - Kuyulu Mescid Sögüt Bilecik hakkındaki bilgileri sizlerle paylaşıyorum.

Söğüt Çayı kenarında bulunan mescit, Ertuğrul Gazi'nin aşiretiyle geldiğinde ilk çadır kurduğu yer olarak rivayet edilir. İçinde kuyu bulunan ve "Kuyulu Mescit" olarak da adlandırılan yapı, 1276 tarihinden önce Ertuğrul Gazi tarafından yaptırılmış, II. Abdülhamit tarafından 1902 yılında aynı temeller üzerine inşa edilmiş ve daha sonraları onarım görmüştür.

Bilecik’te, Osmanlı Devleti’nin ilk mescidi olan Kuyulu Mescit’in kaybolan kuyusu tekrar gün yüzüne çıkarıldı. Söğüt ilçesinde, Osmanlı Devleti’ni kuran Kayı aşiretinin Söğüt’e geldiği dönemde yaptığı ilk mescit olan Kuyulu Mescit, Osmanlı devrinde birkaç defa yıkılınca kuyusu da kayboldu. Aradan asırlar geçtikten sonra kayıp kuyu ortaya çıkarıldı. Mescidin içinde olan 7 metre derinliğindeki kuyu, çevre düzenlemesi sırasında tesadüfen bulundu. Kuyu, içi temizlendikten ve ağız kısmı onarıldıktan sonra ziyarete açıldı.


Mescidin girişindeki “1281 tarihinden önce yapılmıştır” ibaresi, Kayı aşiretinin beyi ve Osman Gazi’nin babası olan Ertuğrul Gazi’nin vefat tarihidir. Kuyunun ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmediğinden, Ertuğrul Gazi döneminde yapıldığını vurgulamak için bu ibare kullanılmıştır.

Mescidin orijinal halinin sadece kubbeli kısımdandır, Mescid adını giriş kısmındaki kuyudan almaktadır. Zaman içinde bu kuyunun kaybolması ile birlikte mescide bir de giriş bölümü eklenmiştir ve kayıp kuyunun bu kısmın içinde kalmıştır. 

Mescidin tam girişine kuyu yapılmasının iki sebebi var. Birincisi, insanların su ihtiyacını karşılamak ve abdest almalarını sağlamak. İkinci ve önemli sebebi de Rum Mahallesi’ne kurulan mescide, su alma bahanesi ile gelen gayri müslimlerin İslam’a ısındırılması, ibadetin öğretilmesidir. Yani bu stratejik bir kuyudur. Bu kuyu zaman içinde bakımsızlıktan kaybolmuş. Daha sonra kuyunun bulunduğu kısmın üzerine ek bir mescide giriş bölümü yaptırılmıştır. 

Mescid günümüzden yaklaşık olarak 750 yıl önce yapılmıştır ve bu zaman zarfında birkaç defa yıkılıp yeniden inşa edildiği bilinmektedir, Mescidi, Osmanlı döneminde en son II. Abdülhamit Han yaptırmış. Cumhuriyet döneminde de en son birkaç yıl önce restore edilip günümüzdeki haline getirilmiştir.

Gezinin tüm fotoğrafları için tıklayınız!!!

Gezinin videosu:

Dursun Fakih Türbesi Ziyaretim

03 Mayıs 2015 günü İstanbul Bozkır Karacahisarlılar Derneğimizin düzenlemiş olduğu Bilecek gezisine katılma fırsatım oldu.  İstanbul Bozkır Karacahisarlılar Derneğimizin bu gezisini İstanbul Zeytinburnu Belediyesi organize ediyor,. “Kuruluştan, Kurtuluşa” adını taşıyan bu gezilerle Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu Bilecik, Söğüt ve Osmaneli’ye rehber eşliğinde Zeytinburunlu vatandaşların bu yerleri gezip görmesi amaçlanmakta. Bu güzel tarih şuuru gezisine bizlerde misafir olarak katılabildik. 

Kendi çekimlerimlerimle internetten araştırma Dursun Fakih Türbesi hakkındaki bilgileri sizlerle paylaşıyorum. 

Dursun Fakih, Osmanlı Beyliği'nin kurucusu Osman Bey'in divanında yer alan ve o devirde tefsir, hadis ve fıkıh gibi konularda ilim sahibi bir bilgin idi. Fakih adı fıkıh ilmiyle ilgilenenlere verilen addır. Bir gün, bir toplantıda Osman Bey'e Allah'ın kendisine Müslümanlar'ı bir araya toplayıp idare edecek basiret ve kudreti verdiğini söyleyerek adına hutbe okuma teklifi yapmış ve Karacahisar'ın fethinden sonra Cuma namazında Osman Bey adına ilk hutbeyi okumuş olduğu rivayet edilmektedir. Bu olay, Aşıkpaşaoğlu tarihinde şu şekilde yer almıştır:

Karacahisar alınınca, Cuma namazı kılalım ve bir kadı isteyelim dediler. Dursun Fakih derler bir aziz kişi vardı. O halka imamlık ederdi. Hallerini ona söylediler. O da gelip Osman Gazi'nin kayın atası Edebali'ye söyledi. Daha söz bitmeden Osman Gazi geldi. Sorup isteklerini bildi. Size ne lazımsa onu yapın dedi. Dursun Fakih, Hanım! Sultan'dan izin gerektir dedi. Osman Gazi dedi ki: Bu şehri ben kendi kılıcımla aldım, bunda sultanın ne dahli var ki ondan izin alayım? Ona sultanlık veren Allah bana da gaza ile hanlık verdi. Eğer minneti şu sancak ise, ben kendim dahi sancak kaldırıp kafirlerle uğraştım. Eğer o, ben Selçuk Hanedanındanım derse, ben de Gökalp oğluyum derim. Eğer bu ülkeye ben onlardan önce geldim derse, Süleyman Şah dedem de ondan önce geldi. Halk razı oldu. Kadılığı ve hatipliği Dursun Fakih'e verdiler. Cuma Hutbesi ilk önce Karacahisar'da okundu. Bayram namazını orada kıldılar. Bunun tarihi hicretin 699'unda vaki oldu.

Oruç Bey tarihinde ise bu konudan şöyle söz edilmektedir: Osman Gazi önce gelip Bilecik'i ve İnegöl'ü feth etti. Osman Gazi'nin ilk Cuma namazını Karahisar'ı aldıkta Dursun Fakih derlerdi bir kişi vardı, o kıldı. İlk önce Osman adına hutbey o okudu. Bayram namazını da kıldı. Hicri 689 yılında (1288-1289) seyyah Evliya Çelebi de Seyahatnamesi'nde Osman Gazi'nin sikke (altın veya gümüş para) ve hutbe sahibi padişah olduğunu, ilk hutbenin Dursun Fakih adındaki tanınmış imam tarafından okunduğunu söylemiştir.

Osman Bey zamanında çeşitli savaşlara da katılmış, gazilere vaaz ve nasihatlarda bulunmuş olan Dursun Fakih, Şeyh Edebali'nin talebesi, damadı ve Osman Gazi'nin bacanağıdır. Birçok kaynakta adı, Osmanlı Devleti'nin kurulmasında hizmetleri geçen, Ahi Şemsettin, onun oğlu Ahi Hasan Edebaliğoğlu Şeyh Mahmud ve Cendereli Kara Halil Paşa gibi kişilerle beraber anılan Dursun Fakih'in de bir Ahi büyüğü olduğu tahmin edilebilir.

Edebali'nin vefatından sonra onun dergâhında ders okutan ve Orhan Bey'e müşavirlik yapan Dursun Fakih'in şiirleri de vardır. Ölüm tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 14. yüzyılın ilk yarısında vefat ettiği sanılmaktadır. Türbesi Söğüt'ün Küre beldesinin bir kilometre yakınında Konik Tepe'de bulunmaktadır.

Dursun Fakih'in gazavât-nâme tarzında yazdığı üç manzum eserin nüshaları günümüze kadar ulaşmıştır. Bunlar; "Gazâvat-ı Resûlullâh" ya da "Kıssa'-i Mukaffâ", "Cumhûr-nâme" ve "Muhammed Hanefî Cengi"dir.

Eski Anadolu Türkçesiyle, son derece sade bir dille yazılmış olan bu üç gazavat-nâme, edebî birer metin olarak dil araştırmaları bakımından önemli birer kaynak olduğu gibi; tarihle ilgili bazı tartışmalı meseleleri tespit açısından da mühim birer vesika niteliğindedir.

Kaynakça: wikipedia.org

Gezinin tüm fotoğraflarına bakmak için tıklayınız!!!

Video :

Fethedenler veya Fetih olunanlar

İstanbul Fetih olunanı yüzlerce yıl geçmiş aradan ama Fetih ve Fatihler çarpışmaya devam ediyor. Her yerde farklı kültür farklı farklı kültürlerin kavgaları var. Kimisi yenilgiyi kabul etmiş özünden kaybetmiş İstanbul’un kendisini fethetmesine bırakmış gitmiş.

Kimisiyse bir çabanın içerisinde uzakta olsa da küçük Bozkır köşeleri tutmuş toplanıyor eskiyi yeniyi yâd ediyor. Bozkır’ı ve Bozkırlıyı en nihayetinde özünde ki “Su Sert insanı Mert Bozkırlıyı” bırakmak istemiyor.
Bu şekilde uğraş içerisinde olan abilerimizin Kardeşlerimizin Allah yardımcısı olsun zor uğraş o kadar engebenin arasında kendilerinde ki ateşi Bozkırlı diğer kişilere de yaymaya çalışan, Arada sıkıntılar yaşalar da ilgisiz kişilerin tavırları yıldırsa da devam ediyorlar yollarına devam edeceklerine de inanıyorum.

İlk gün İstanbul’da gezilebilecek çoğu mekânı gezme fırsatım oldu. Rehberimin sayesinde kendisine teşekkür ediyorum. Gerçekten güzel şehir görülecek o kadar çok yeri var ki gezmeyi fotoğraf çekmeyi seven beni ve benim gibileri cezbetmemesi ihtimal dışı.


İkinci günümde ilk Önce Alı Rıza Özarslan abimizi arıyorum malum Kadıköy Gönüllüleri Bende Kadıköy’de Teyzemlerdeyim olsa olsa en yakın Alı Rıza abi vardır. Sağ olsun müsaitmiş bir telefonla geldi olduğum evin önünden aldı ve başladık muhabbet sohbete, Sonra Ali Ülvi Ülker Hocamıza telefon ettik, Sonrada Karşı tarafta olduğunu bilmediğim Mustafa Dönmez kardeşime. Sonrası Ali Ülvi Ülker Hocamız da bize katıldı, uzunca bir sohbetin ardından Yalıhüyük’lülerin Kahvesinin yolunu tuttuk.

Burada güzel bir ortam kurmuşlar Memleketten ayrı bir Memleket sofrası kurmuşlar, Başladık sohbete sohbet ettikçe zaman ilerliyor Bozkırlı abilerimiz dayılarımız da geliyor sohbet iyicene koyulaşıyor. En aşağı 3 saat sohbet ettik sonra oradan ayrıldık. Akıllarda ve diller de Hüseyin Dumru kardeşimizin Asker Aç söylemi ile birlikte Ali Rıza abi güzel bir Restoranda karnımızı doyurdu Allah razı olsun Asker Tok artık.


Biraz daha gezdikten sonra beni Mustafa Dönmez kardeşimin yanına gidebileceğim şekilde Metro Büs’e bindirdiler doğru karşıya bir hal hatır sorup geri dönerim diyordum vakit ilerledi yok olmaz eve gideceğiz. Ya kardeş karnım aç değil olmaz yemek hazırlattım evde Asker eskiden açtı Asker bu sefer Mide fesadından gidecek. Allah razı olsun orda da karnımız doydu hemen Dereliler Derneğine bir masa kurmuş köylülerim köydeki gibi parke taşı diziyor ıstakalara bir sohbet bir merhabalaşma Dernek başkanımız Ahmet Ilgaz geliyor.
Uzun zamandır internette sohbet ettiğim Köylüm Nimetullah Süt abiyle şahsen tanışma fırsatı buluyorum, sınıf arkadaşım Süleyman Ev ve Ahmet Satıcı, Musa satıcı eş dost köyden bir soluk alıyoruz İstanbul’da sonra bir iki çay muhabbeti sonrada Akşam karanlığı çökmeye başlayınca oradan da ayrılıyorum.



İstanbul gezisi gerçekten güzel oldu inşallah ilerleyen zamanlarda fırsat ayırıp bir iki haftalığına gidip görmek gezmek istiyorum ama nasip bakalım ne zaman olur bilemem.


Gezdiren Sohbet eden her kese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. İstanbul’un Bozkır Fatihlerine selam olsun.

Sırıstat Haber Merkezi: Yakup ÇETİN





































Vakit Seminer ve Tatil Zamanı

Çalıştığımız Meslek Odası olan Bozkır Ziraat Odası Konya merkezi her sene olduğu gibi bu senede seminer düzenledi.

Eğitimin yanında Konya ilindeki tüm ziraat odalarının başkan ve personellerinin bir birini daha yakından tanıması ve ikili ilişkilerinin artırılmasının yanı sıra bir senenin yorgunluğunun atılması için düzenleniyor.

Geçen sene olduğu gibi bu senede seminer Sueno Hotels Beach Side'de gerçekleştiriliyor. Sueno Fıransızca bir kelime ve düş, hayal anlamlarına gelmektedir. Otel gerçekten ismini hak eder bir güzelliğe sahip.


Geçen seneki seminere kıyasla bu sene daha fazla eğlendiğim aşikardır, geçen seneki seminer şubat ayında idi denize girememiştik. Bu sene denize giriyoruz bolca tuzlu su yuttuktan sonra saunada bolca ter atıyoruz.

Gerçekten güzel bir otel tatile gitmek isteyenlere tavsiye ederim, Side'nin mükemmel kumsalında doyasıya deniz sefası yaşayabilirsiniz.

Yakup Çetin 02.11.2013









© 2005 - 2017. Yakup Çetin - Elementx Tasarım

Bozkır Yukarı Mahalle 50044 Sokak Yıldızhan Koperatifi Dışkapı No:4C İç Kapı no:9 Bozkır Konya
Telefon: 0 544 343 86 28 - Fax: 0332 426 23 30
iletisim@yakupcetin.com

Bize Ulaşın: